December 1, 2008
Liberal Harikalar Diyarı
[Mr. Sular'a internet marifeti ile ulaşarak, "Liberal etiği öğrenmek istiyorum. Şu fakire bir himmet edin!" diye yalvaran bir çaresize verilen yanıttır.]
Değerli Beyefendi,
Ben derim ki, boşverin bu liberalleri!
Şimdi şaka ile karışık ve tabii biraz da abartarak izah etmeye çalışayım:
Öncelikle şunu belirteyim: Özgürlükçülük başka, liberalizm başka şeydir. İsme aldanmayın.
October 24, 2008
Büyük Pinochetler ve Küçük Fevziler
Darbecilerin, işe koyulmadan önce önlemini almaları gereken en önemli konulardan biri de, cunta komutanlarından herhangi birinin, bir yolunu bulup diğerlerinin ayağını kaydırmak suretiyle tek başına gücü eline geçirmesi ve böylelikle askeri rejimin diktatörlüğe dönüşmesi tehlikesidir. Bu tehlikenin önüne geçebilmek isteyen kimi cuntacılar, darbe konseyinin başına nisbeten daha saf ve hırssız olan, hele hele karizması pek bulunmayan, yaşını başını almış bir komutanı geçirme yoluna giderler.
August 17, 2008
William Henry Harrison: İlklerin ve Rekorların Adamı
Sene 1841'de, yani bizim Ali Rıza Bey'in doğduğu yıl, William Henry Harrison ABD'nin dokuzuncu başkanı olarak Beyaz Saray'daki koltuğuna oturmuştu. Hem de dört yıl evvel karşısında seçime girip de kaybetmiş olduğu sekizinci başkan Martin Van Buren'ı bu sefer yenilgiye uğratarak! İşte bu William Henry Harrison, başkan olduğu zaman Amerikan tarihinin önemli bir rekorunu da kırıvermişti. Şöyle ki, ofise girdiğinde 68 yaşında olan Harrison, o güne dek seçilmiş olan en yaşlı başkandı. Tabii burada denmemeli ki, "Efendim, o gün itibariyle Amerikan tarihi ne kadar uzundu ki bu rekor önemli olsun?" Bu son derece yanlış bir eleştiri olur. Zira Harrison'ın rekorunu kırmak, 1981 yılında Ronald Reagan'ın 70 yaşında iken Amerika Birleşik Devletleri'nin 40. başkanı seçilmesine kadar hiçbir faniye nasip olmamıştır. (Reagan halen bu rekorun sahibidir.)
March 10, 2008
Bay Spiro'dan Haşin İstatistik Dersleri
Giriş
Kant, 1795 yılında yazdığı Perpetual Peace adlı eserinde, barışın kalıcı olabilmesi için anayasal cumhuriyet rejiminin bir öngereklilik olduğunu öne sürdü. Zira Kant'a göre, tanımı gereği 'insanlara ait' olan cumhuriyet rejiminde savaş ve barış ile ilgili kararlar da yine insanlar tarafından alınacağından, halkın savaş çıkarmak gibi kendi canını, malını ve sevdiklerini tehlikeye atacak olan bir karar üzerinde ittifak etmesi mümkün olmazdı. Öyleyse kalıcı bir barış, ancak cumhuriyetlerin egemen olduğu bir dünyada mümkün olabilirdi.
Kant'ın bu yaklaşımı, aradan 200 yıla yakın bir süre geçtikten sonra uluslararası ilişkilerde savaş ve barış konularında araştırma yapanların giderek daha çok ilgisini çekmeye başladı ve 1970'lerden itibaren pek çok siyaset bilimci demokrasi ile barış arasındaki ilişki üzerine odaklanma ihtiyacı hissetti. Çünkü Kant haklı çıkmış, (kelimenin bugünkü anlamıyla) demokratik bir yönetime sahip olan iki ülkenin birbiriyle savaştığı bugüne kadar hiç görülmemişti. Bu durum, demokratik ülkelerin sayısının artmasının kalıcı barışın çözümü olduğu anlamına geliyordu!
August 27, 2007
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (10): Yüzleşme
Turco aniden uyandı. Görünüşe bakılırsa kafede oturduğu yerde uyuyakalmıştı. Gözlerini açtığında ilk olarak avucunun içindeki kahve bardağını gördü ve gayri ihtiyari bir dürtüyle küçük bir yudum aldı. Hala ılık olan sert kahve midesine doğru süzülürken, masasının üzerine Ernest Hemingway’in 'The Sun Also Rises' adlı kitabının epey eski bir baskının bırakılmış olduğunu gördü. Kitabı eline alarak sayfalarını karıştırdı. Her sayfası hala yerinde olsa da, kitap epey el değiştirmişe benziyordu.

Turco kahvesinin geri kalanını bir dikişte bitirdikten sonra kitabı eline alarak masadan kalktı ve Montoya Oteli'ne doğru yürümeye başladı. Artık bu şehirde çok fazla işi kalmadığını anlamıştı.
August 26, 2007
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (9): Gerçek
"Bugüne dek tesiri altında olduğun düşünce sistemi, varlık denen şeyi değerlendirme adına doğru yaklaşımlarda bulunmana engel oldu Turco. Almış olduğun kültür, aklını ve muhakeme yeteneğini köreltti. Ama nedenini bilmesen de, sana çeşitli ipuçları vereceğim. Bu ipuçları zihnindeki soruları yanıtlayamayacak. Ama sana çeşitli çıkış noktaları sunacak. Ancak unutma ki bunlar asıl duyman gereken şeyler olmaktan biraz uzak. Çünkü sana sadece hal-i hazırda bir mana ifade edebilecek şeyler söyleyeceğim. Zaten böyle yapmayıp doğrudan konunun özüne girseydim, bu sefer hiçbir şey anlayamayacaktın. Şimdi en azından verimli bir başlangıç rampasına sahip olacaksın. O nedenle iyi dinle. İşte birinci ipucun:

"İsa'dan takriben 300 yıl kadar önce Uzak Asya'da Zhuangzi adlı bir bilge yaşardı Turco. Buranın ne olduğunu ve kendisinin burada ne aradığını merak eder dururdu. Bu yolda da senden çok daha fazla mesafe kat etmişti. Zhuangzi yıllar boyu burada olup bitenleri gözlemledi. Varlığın her bir parçasından bir ders çıkarmaya çalıştı. Ancak hepsinden önemlisi, bu işi kendi konum ve rasyonalitesiyle sınırlamadı. Mesela bir kelebeği izlerken 'Zhuangzi kelebekten ne öğrenebilir?' diye düşünmedi. Zhuangzi'yi unuttu. Doğrudan kelebek oldu. Gün geldi kelebekle öylesine hemdem oldu ki, o noktadan sonra bazı şeylere farklı bir gözle bakabilmeyi başardı.
August 12, 2007
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (8): Bunalım
İnsana huzur ve mutluluk veren yörelerin dünya cenneti olarak nitelendirildiği bu hayatta, Pamplona muhakkak dünya cehennemine karşılık geliyor olmalıydı. İnsan ruhuyla beslenen ve açlığını tatmin edip semirdiği ölçüde cazibesine kapılanları ruhsuzlaştıran bir dünya cehennemi.

Pamplona, şehrin sınırları içerisine girdiği andan itibaren onu çepeçevre kuşatmaya başlamış ve ona her seferinde daha da korkunçlaşan sahneler göstermişti. Önce kaçınılmaz sonlarına doğru onursuzca koşmaya itilen boğalar, ardından da kaç zamandır gününü de gecesini de zehir eden akıl almaz vahşet görüntüleri.
August 9, 2007
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (7): Gösteri
Her işin olduğu gibi arenada boğa katletmenin de bir adabı, gelenekselleşmiş bir usülü vardır. Ancak yine belirtmek gerekir ki, her işin olduğu gibi, arenada boğa katletmenin usülleri de yöreden yöreye farklılık gösterir.

Bütün bu farklı usüllerin içerisinde en köklü ve yerleşik olanı elbette ki İspanyol tarzıdır. İspanyol tarzı katl, üç aşamada gerçekleşir:
August 8, 2007
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (6): Montoya Oteli
Büyük gün geldi ve boğalar koştular. Yaşamak zorunda bırakıldıkları karşısında yüz ifadelerine kimi zaman şaşkınlık hakim oldu, kimi zaman öfke, kimi zaman da korku... Onca bağırış çağırış arasında neye uğradıklarını bile anlayamadan bir daha dönmemek üzere akıp gittiler Pamplona sokaklarından.

"¡Ahí va! ¡Ahí va!" Bütün bunları eğlenceli bulanların hayattan anladıkları bu olsa gerekti… Hepsi hayatlarının en mutlu gününü yaşıyor gibiydiler.
August 6, 2007
Boğalar, Lady Ashley ve Gerçek (5): Pamplona
Pamplona sokakları gün geçtikçe daha da kalabalıklaşıyordu. Ancak herkes Temmuz ayının yaklaşmasını ve festivalle birlikte doruğa ulaşacak olan insan selinin şehri bir an evvel mahşer yerine döndürmesini bekliyordu.

İlk kez geliyor olmasına rağmen o da hissediyordu olacakları. Haftalardır karış karış yürüdüğü bu sokaklara kısa bir süre sonra adım atmak bile mümkün olmayacaktı. Yaz aylarında kimi karınca yuvalarının etrafı nasıl kıvıl kıvıl oluyorsa, Pamplona da işte öyle olacaktı! Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler şehre sığmayacak, bir yolunu bulup şehre girebilenler de, her metrekaresinde en az 6 kişinin bulunduğu sokaklarda yürümek için yer bulamayacaklardı.
SON YORUMLAR
KATEGORİLER
- Ansiklopedi
- Makaleler
- Memorandum
- Bloglar ve İnternet
- e-Muhabir
- Göze Çarpanlar
- Hayatın İçinden
- Kısa Kısa
- Röportaj
- Zihniyet / Paradigma
- Alt Beyin
- Deep Waters
